Vespa Motosikleti ile Dünyayı Gezen “Ordulu Osman Gürsoy”

0
Dünyayı deniz, kara ve havadan turlayan çoktur. Ama minicik bir Vespa şehir motosikletiyle, tam üç bin saat gezen yani, dünyayı beş kere turlayan bir adam daha şimdiye kadar ortaya çıkmadı. Ordulu hemşerimiz “Osman Gürsoy” amcanın bugünkü kuşaklarında duyması gereken ilginç öyküsü şöyle gelişmişti. Osman Gürsoy 1946 da ilkokulu bitirince sanat enstitüsüne kayıt oluyor ancak 2 ay sonra zatürreye yakalanıyor ve okuldan ayrılmak durumunda kalıyor. İnek çobanlığı yaparken bulduğu gazete parçalarını okuyan Osman Gürsoy, bir gün amcasının oğlu ona okuması için İngilizce Türkçe bir kitap veriyor. O kitap sayesinde ilk İngilizce kelimelerini öğrenmeye başlıyor. Bir kuruluş sayesinde dünyanın çeşitli yerlerinden mektup arkadaşları buluyor ve onlarla yazışmaya başlıyor. 1959 yılından itibaren Yalova’ya taşınıyor ve İngilizcesi sayesinde NATO üssünde lokalde garsonluk yapmaya başlıyor.

Osman Gürsoy 4,5 yıl boyunca Yalova’da çalışırken bisikletine 50 cc. lik (Dem marka) bir motoru kendi monte ediyor ve o bisikletli motorla 40.000 km yol yapıyor. Yalova’dan Kuşadası’na İstanbul’a geziler yaparken bu naif alet bir keresinde rüzgâr çıkınca, dayandığı ağaçtan kurtulup yakındaki göle uçmuştur. Osman Gürsoy, ıslak aracını kurutup yola devam eder… Osman Gürsoy bir arkadaşının yönlendirmesi ile İngiltere’deki bir firmaya iş başvurusunda bulunur ve 1960’larda İngiltere’ye çalışmaya gider. İngiltere’ye taşındığında da bu merakı sayesinde motosiklet tamircisi Hary Pendır ile tanışır ve ondan çok şey öğrenir.

Ordulu Osman Gürsoy, boş zamanlarında kısa gezilere çıkmak için ikinci el bir Vespa motosiklet satın almıştır. 1969’da yenilediği motoruyla Ordu-Londra arasını 19 kez kat etmiştir. Londra’ya her dönüşünde ayrı bir yoldan giderek, Arnavutluk ve Finlandiya dışında tüm Avrupa’yı gezen Osman Gürsoy, Vespa Motorunu uçağa koyup Amerika’ya da gitmiştir.

50 günde New York’tan Seattle’a ABD’yi ve Montreal’e kadar Kanada’yı dolaşan Osman Gürsoy bugüne kadar toplam 180 bin kilometre aşıp, dünyanın çevresini beş kez dolaşacak kadar yol yapmıştır. Gezilerinde, 3 bin saat motor üzerinde kalan Osman Gürsoy, tam sekiz ton yakıt, 350 kilo yağ harcamıştır.
Altı beygirlik şehir motosikletiyle, profesyonel yardım almadan 180 bin kilometrelik yolculuk yapan nadir gezginlerden biri olan Osman Gürsoy, Vespa üreticilerini bile şaşırtmıştır. Yepyeni bir motosiklet hediye edilen Osman Gürsoy, 80 yıllık yaşamının 36 yılında kullandığı, Arizona Çölü’nü bile geçtiği 150 cc’lik eski motoru hâlâ elinin altında, Ordu’da Boztepe yolundaki müze evinde hatıra olarak saklıyor.

1966’da İngiltere’deki ilk aylarında eşi ve çocukları yanında olmadığı için çok canı sıkılan Osman Gürsoy 2.el olarak satın aldığı 6 beygirlik bir Vespa (grandsport) ile 180.000 km. yol yapmıştır. Bu kilometrelerin 16 bini Kuzey Amerika kıtasında geri kalanı 19 kez İngiltere-Türkiye (4000km) arasında gelip giderken her seferinde farklı bir rota çizerek Avrupa’da Finlandiya ve Arnavutluk hariç bütün ülkelerde birkaç kez bulunmuştur.

Osman Gürsoy kendi yaptığı iki metreye yakın antenle “Türkiye’nin Sesi” radyosunu kasklarının içinden dinleyebiliyor, aynı bu düzenek sayesinde kendi yaptığı “intercomla” birbirleri ile de konuşabiliyorlarmış. Osman Gürsoy, motosikletine üç dalgalı bir otomobil teybini de modifiye ederek yerleştirmiş. Kısa dalga adaptörüyle dünyanın dört bir yanını dinleyebildiği 13 dalgalı radyo ve ses kayıt cihazına bir de mikrofon takan Osman Gürsoy yaptığı gezileri boyunca, hem gezdiği yerleri anlatmış kasetlere, hem de tanıştığı, evlerinde kaldığı kişilerin düşüncelerini kaydetmiş. Şimdi elinde maceralardan kalan 60 kaset varmış.

Motosikletin solunda çamurluğun üzerindeki bölmede nerdeyse tam bir motor yapacak kadar yedek malzeme olan Osman Gürsoy, ikinci el olarak aldığı Vespa Grandsport’la Danimarka’da böyle bir tecrübe yaşamıştı. Benzinciye arı sokması yüzünden sağ gözü tamamen kapanmış vaziyette yağlı benzin istemiş, yağ -benzin oranını söylemiş ancak kendi derdinde olduğu için pompacının yağ koymadığını fark etmemiş ve Vespa bir kaç kilometre sonra su koyuverince 1969’da yeni bir Vespa almış. Türkiye’ye tatile motoruyla gelmeye başlayan Osman Gürsoy bir kez eşini de yanına almıştır. Her tatil önce Yalova’daki evlerine sonra da Ordu’daki ailelerini ziyarete giden Osman Gürsoy tatil dönüşü eşi Cevriye hanımı trene bindirip her seferinde farklı bir yoldan gitmiştir. 1970’li yılların ikinci yarısına gelindiğinde, Arnavutluk ve Finlandiya hariç tüm Avrupa’yı gezen Osman Gürsoy Arnavutluk’a vize alamadığı için Finlandiya’ya ise arkadaşlarının “Çok pahalı, sakın deneme” tavsiyesi yüzünden gidememiştir.

Osman Gürsoy, bir değişik huyu daha vardır. Çok sevdiği Vespa motorunun kilometre saati her bin kilometreyi “devirmek” üzereyken en son “9” yavaş yavaş yuvarlanmaya başladığında elini alnına asker selamında götürerek dokuzun hareketini tamamlamasını bekler ve motorunu o şekilde saygıyla selamlar ve bu hareketi her 1000 km de yaparmış.

Avrupa’nın her yerini görünce Osman Gürsoy’un yine canı sıkılmaya başlamıştır. ABD’yi görmeye kafasına koyan Gürsoy, 1978’de işyerinden üç ay izin almıştı. Vespa’sını paketleyip New York’a gönderen Osman Bey, ardından kendi uçağa atlar. Motorunu teslim alırken görevlilerin alaylarına muhatap olsa da Osman Gürsoy aracını bir kamyona yükleyip en yakın servis istasyonunun yolunu tutmuştur. Columbia, Florida-Miami, Atlanta, Tennesse, Alabama, Arkansas ve Dallas’tan sonra Teksas’a varan Osman Gürsoy yolda Vespa bayilerine uğramıştır. Çılgın Türk’ü gören bayiler ihtiyacı olan parçaları ücretsiz ona verirler.

Sıcaktan otomobil aksamlarının eridiği Teksas çölünü bir günde geçen, Osman Gürsoy, Los Angeles’tan sonra San Francisco’ya vardığında hayatının en büyük korkularını San Fransisco’da yaşamıştır. San Fransisco’da kenti köprülerle doludur ve her birinde yol ızgaralardan oluşmuştur. Vespa’nın küçük tekerleklerini zıplarken zapt etmek de çok zorlanan Osman Gürsoy daha sonra Kanada sınırına vardığında hiç de hoş karşılanmamıştır. ‘Nereye?’ diye soran gümrük memuru, ‘Ülkenin bir başından öbür başına’ cevabını alınca bir Vespa’ya bir de üstündekine bakıp pasaporta damgayı vurur. Turunu tamamlayıp New York’a dönen Osman Gürsoy motosikletini teslim etmek için havaalanının kargo bölümüne girdiğinde, 50 gün önce müstehzi ifadeyle karşılayan görevli donup kalmıştır. Osman Gürsoy’un motorunu görevli memur kendi eliyle kargoya hazırlar.

Osman Gürsoy, bir süre daha Türkiye’ye motoruyla gelip gitmeyi sürdürmektedir. 1980’de Güney Avrupa yolundan dönüşü sırasında İtalya’da Vespa fabrikasına uğrayan Osman Gürsoy motoru görüp, macerasını dinleyen yetkililer şaşırırlar. Ona yepyeni bir Vespa göndereceklerini söylerler. 1981’de yeni motoru Londra’dadır. Fabrika geleneklerini bozmayarak, sadece alüminyum parası olan 200 sterlin alarak, Osman Gürsoy’a yeni motorunu verirler. Ama alışkanlıklarından ve sahip olduklarından asla vazgeçmeyen Osman Gürsoy, yeni motorunu pek kullanmak istemez. Altı ay sonra yenisini satar ve emektar motoruna binmeyi tekrar sürdüren Osman Gürsoy, 1986’da motorunu, minibüse yükleyerek Türkiye’ye getirmiştir. Yaşadığı maceraları anlatıp, sadece hatırası için motorunu Türkiye’ye soktuğunu belirten bir yazıyla Gümrük Bakanlığı’ndan muafiyet ister. Reddedilince 160 bin lira ödeyerek, motorunu öyle yurda sokan Osman Gürsoy, önceleri Yalova’daki evinde duran motoru daha sonra Ordu’ya getirmiştir.

Artık Osman Gürsoy, Boztepe’den şehir merkezine sekiz dakika süren yolculuklar dışında motorunu kullanmıyor. Doğa manzaralı evinde sakin ve mutlu günler geçirirken eski maceralarını ve hatıralarını anlatırken yüzünde bir heyecan ve ışıltı zuhur ediyor. Osman Gürsoy çevresindekilerle sohbeti sırasında sık sık eskilere dalıp gidiyor, bazen gözleri doluyor “yol” arkadaşlarından bahsederken bazen de çocuk gibi tekrar o günlerden heyecanlanıyor.
Osman Gürsoy, bir çerçeveyi duvardan indirirken de çok heyecanlanıyor. Bu çerçevedeki kuru yaprakları, farklı zamanlarda çadırının üstüne düşenlerden toplayarak biriktirmiştir. Bu yaprakları yıllardır özenle saklayan Osman Gürsoy, başköşeye çerçevesine koymuş. Osman Gürsoy’a göre bu yapraklar, eski dostlarından gelen mektuplar ve anılar onun için en büyük zenginlik olduğuna inanıyor, ama zamane insanlarının bu kadar maddiyata önem vermelerine ise anlam veremiyor ve öfkeleniyor.. Her yaşlı gibi Osman amcada saygı görmeyi, tecrübelerini aktarmayı ve hak ettiği ilgiyi sabırla bekliyor. Ordululara ve uluslararası motosiklet tutkunlarına duyurulur.
Araştırma : Naim Güney
Paylaş
Önceki İçerikOrdu’nun Cevizli Helvasını Yiyen Üşümüyor
Naim Güney
1958 yılında doğumlu, Hüseyin Naim Güney, ilkokul, ortaokul ve Liseyi Ordu'da bitirdi. KTÜ Ordu Meslek Yüksek Okulundan İnşaat bölümünden mezun oldu. 1979 yılından itibaren bir süre yurt dışında özel sektörde çalıştı. 1980 yılından beri Devlet Su İşlerin 75.Şube Müdürlüğünde çeşitli birimlerde görev yaptı. Evli ve iki çocuk babası olan “H. Naim Güney” hâlihazırda; Ordu hakkında yerel tarih araştırmaları yapmaya devam etmektedir. Çeşitli Dergi, Gazete ve Sosyal Medyada yaptığı yerel araştırmalar seri olarak yayınlanmaktadır. “Eski Vergiler” ve “Ordu’da Meydana Gelen Doğal Afetler” adında iki adet kitabı bulunmaktadır.