ORDU’nun Şifa Melekleri “ Dr. Dikran ve Ecz. Arden Toraman”

0
ORDU’NUN ŞİFA MELEKLERİ “ DOKTOR DİKRAN VE ECZACI ARDEM TORAMAN”
1932 yılında Mıgırdıç ustanın oğlu olarak Ordu’da doğan Dikran, 1947 yılında açılan Ordu Hususi Lisesini başarıyla bitirir. Lise yıllarından sonra 1951 yılında 18 yaşında İstanbul’a Üniversite okumaya gider. İki kardeşin aile büyükleri arasında Doktor ve Eczacıların bulunması kuşkusuz meslek seçimlerinde önemli etkisi olmuştur. Mesela Toraman’ların büyük babaları da ünlü bir doktordur. İki günlük ve 750 soruluk zor bir imtihandan başarıyla geçtikten sonra Dikran Toraman, İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’ni kazanır. Dikran Toraman o günleri anlatırken “Ordu’da ne sağlam ve güzel bir eğitim almışız ki, İstanbul’daki bu koca okulun o zor sınavlarını kazanabilmişim” diyor. 1957’de Tıp fakültesini başarıyla bitiren Dikran Toraman, İstanbul Tıp fakültesinde Dahiliye Uzmanı olmak için ihtisasına başlar. Kız kardeşi Ardem’de abisi gibi 5 yıl sonra Eczacılık fakültesini kazanıp İstanbul’a gelir. Ardem Hanım bir taraftan abisi ile birlikte yaşadıkları evi çekip, çevirip, düzene sokup, abisine bakarken, diğer taraftan Eczacılık fakültesini hiç ara vermeden 1962’demuvafakiyetle bitirir. Abisi Dikran Bey de o sırada Dahiliye ihtisasına devam eder. Ardem Hanım da okulun sonunda Kadıköy Merkez Eczanesi, Osmanbey’de bir eczanede ve en son olarak Askeri bir hastanede stajını yapar. Ardem Hanımın staj yaptığı bu kurumlar, onun mesleki görgüsüne ve bilgisine büyük katkılar yapar.
‘Okul anıları’ deyince, her iki kardeş ağız birliği etmişçesine ünlü Alman hocalarından söz ediyorlar. Savaş sırasında Hitler rejiminin gadrine uğramamak için Türkiye’ye gelen bu değerli bilim insanlarının, bizim üniversitelerimize olan katkıları herkesçe malûmdur. Ama “onların” disiplin anlayışlarını, eğitim yöntemlerini, bilimsel titizliklerini bir de öğrencilerinden dinlemek, ayrı bir derinlik kazandırıyor. Dikran Beyin unutmadığı okul anıları arasında hep ünlü Alman Hocalardan öğrendiği ve günümüz kuşaklarına ibret alınması için anlattığı detaylı ve faydalı anılarla süslüdür. Eczacı Ardem Hanım ise ünlü hocası Prof. Dr. Hayriye Amal’ı hiç unutamıyor. Onun için “ Hayriye Hoca, tam bir Cumhuriyet kadınıydı. Hangi öğrencinin dersi iyi dinlediğini ve konu ile ne kadar ilgilendiğini, kimlerin amfide bulunduğunu anlayan bir hoca idi. Hayriye Hoca, çok titiz, disiplinli, çalışmayı araştırmayı çok seven ve bu konuda birlikte çalışan elemanlarına gerek çalışmalarında gerekse bunlarla ilgili diğer konularda tam destek verirdi. Hayriye hoca, aynı zamanda hepimizin özel yaşamımızda karşılaştığımız tüm zorluklarda bizlere moral vermiş, üzüntülü ve sorunlu günlerimizde sıkıntımızı bizlerle paylaşmıştır.” diyor.
Dahiliye Uzmanı Dikran Toraman Ordu’da hekimlik yaptığı uzun yılar boyu köy kent demeden hastalarının evine kadar gitmiş, fedakar bir hekimdi. Çünkü Doktor Dikran fakir zengin ayırt etmeden, ayağına kadar gitttiği çoğu hastasından para dahi almaması gibi üstün insanı özellikleri ile meşhurdu. Devlet Hastanesinde de çalıştı ve çok hastaya uzun yıllar boyunca hep şifa dağıttı. Bir doktor hastasına koyduğu doğru teşhisi, tedaviye çevirerek yazdığı reçetelerle tamamlayacak bilgi ve donanıma sahip olmalıdır, diyen Doktor Dikran Toraman hafızalar kadar gönüllerimizde de yer tutmuş insani ve tıbbi tecrübeleri üst düzeyde bir markadır.
Doktor Dikran Toraman Orduspor’un şehirde ilk kurulduğu 1967 yılında Başkan İbrahim Köksal’ın “Kulüp Doktoru” teklifini kabul etmişti. Orduspor’u çok seven ve 25 sene boyunca iç ve dış sahada aralıksız Orduspor’un bila bedelsiz kulüp doktorluğunu yapan Dikran bu süre boyunca hiçbir ücret almamıştı. Ama Orduspor yönetimi çeyrek asırlık “kulüp doktoru” olan Dikran’a bir vefa ve şükran borcu olarak bir teşekkür plaketi bile vermeyi akıllarına dahi getirmemişler.
TORAMAN KARDEŞLERİN ŞİFA DAĞITTIĞI YILLAR
Ordu’da altmış yılı aşkın kendilerini mesleklerine adamış olan Eczacı Ardem Toraman ve Doktor ağabeyi Dikran Toraman, Sırrı Paşa Caddesindeki İtimat Eczanelerinde 1964 yılından beri Ordu’ya hizmet vermeye devam ederler. Ordu’nun nüfusunun onbin olduğu zamanda İtimat Eczanesini beşinci eczane olarak açmışlar. Ordu’lular, bembeyaz saçlarıyla Ardem Hanımı ve Doktor Dikran Toramanı yıllanmış İtimat eczanesinde yıllardır görmeye, selam verip, hal hatır sormaya alışmışlar. Zamana meydan okuyan elli yıllık kauçuk ağacıyla ünlü İtimat eczanesi antika mobilyaları sanki gün görmüşlüğün kokusunu yayar gibiydiler. Eczacı Ardem Hanım babaları Mıgırdıç ustanın Eczanenin açılışı günlerindeki o mutlu heyecanını ve katkılarını unutamıyor. Hâlâ eczanenin ilaçlarının dizili olduğu o klasik gürgen mobilyaları Mıgırdıç usta kendisi bir mobilyacı dostuna yaptırtmış. Babaları Mıgırdıç usta vefat edene kadar da eczaneden elini, desteğini hiç eksik etmemiş.
Dâhiliye Uzmanı Dr. Dikran Toraman, genç ve dinç olduğu yıllarda bütün şehrin sevgisini kazanmış, merhameti bol olan bir hekimdi. Doktor Dikran Toraman ve kardeşi Ardem Hanım hastalarına eskisi gibi yapamasalar da günümüzde yine hizmet etmeye devam ediyorlar. Ama Doktor Dikran amca yeni nesle karşı haklı olarak biraz kırgın, o yüzden onlara şöyle sitem ediyor. “Gençler dinlemeye açık değil, oysa insanın bilgisini başkasına aktarması kadar güzel bir şey var mı? Biz büyüklerimizin tecrübelerinden öğrenmeye büyük önem verirdik” diye de ekliyor. İki kardeş “Siyasetin ve maddiyatın her şey gibi bu iki kutsal mesleğe de hâkim hale gelmesinden” duydukları rahatsızlığı her vesileyle ifade de ediyorlar.
(Yazar: Naim Güney)