Ordu’nun Sembolü “Horoz Mehmet”

0

Bir zamanlar Ordu sokaklarında aramızda yaşayan bir halk mecnunu vardı. Adı “Horoz Mehmet” idi. Gerçek adı Mehmet Günday’dı. Aslen Gülyalı’lı idi. Keçiköy’ün yukarı mahallesinde büyüdü. 80 yaşlarında ölene kadar oluk yanındaki küçük bir kulübesinde yapayalnız yaşadı. Son yıllarına kadar hamallık (sepetçilik) dâhil her türlü işi yapmıştı, çok sevimli ve neşeli bir insandı. Kısa boylu ve güleç yüzlü idi. Genelde fötr şapkalı bilinirdi.

Ama Horoz Mehmet’in bir bilinmeyen özelliği de gençliğinde çok uzun yıllar, sakalık yapmasıydı. Oluk yanındaki tarihi çeşmeler yaşadığı kulübesine çok yakındı. Keçiköy oluk başından şeleğiyle siyah üzüm ve su getirirdi. Çok eski yıllarda Taşbaşı, Zaferi milli, Düz mahalledeki yüzlerce ailenin içme suyu ihtiyacı Keçiköy’deki çeşmelerden karşılanırdı. Bu çeşmelerden kimi zaman merkeplerin iki yanına yüklenen tenekelerle sutaşıma işi yapılırdı. Bu su temin edip taşıma işini yapanlara “Saka” deniyordu.

Bu suların ana kaynağı, Keçiköy’deki Olukyanı ve Çürüksulu Ali paşa çeşmesi idi. Horoz Mehmet’te son anlarına kadar bu çeşmelerden doldurduğu suları plastik bidonlarla onu seven bahşişini peşin veren müşterilerine taşırdı. Şehirde bazı tanıdıklarına istekleri üzerine, taşıdığı yüklerden aldığı birkaç kuruşla geçimini sağlamaya çalışırdı. Mehmet kısaca Olukyanı’nın sembolüydü.

Ayrıca, sırtındaki kocaman şeleğine yük alarak ufak gövdesine rağmen çarşıdan Oluk yanına Keçiköy’e evlere yük de taşırdı. Fakat bu taşıma esnasında onunla alay edenlerin çirkin hakaret ve sözlerine muhatap olduğu için bu yolculuğu çok üzün sürer, adım başında çevresindekilere cevap yetiştirmeye çalışırdı.

Horoz Mehmet içi sevgi dolu bir insandı, küfredip bağırmasında bile bir sevgi ve muhabbet vardı. Horoz şekerini onunla bildik. Ve onunla kaybettik.. Mahalleye her geldiğinde “Memet amca az oyna daha..” derlerdi. O da o güler yüzüyle aşağı yukarı yaylanarak, dizlerini kırarak oynardı. Yüzü hep gülerdi…

Çok güzel horoz, çakal ve eşek taklidi yapar, sesiyle onları canlandırırdı. Mehmet sempatik ve o derecede saftı. Bu saflığından dolayı onunla alay edilmek istenir, hoşlanmadığı sözler söylenerek kızdırılırdı. Neşeli iken oynadığı meşhur hamal oyunu ve horoz ötüşünün seyrine doyulmazdı. Pancar çorbasının kaynamasının tarifini yapardı.

Ama kızdırınca pazarın ortasında bastonunu yere vura vura bağırırdı. Ancak “Sen camiden kilim çalmışsın.” Dediğiniz de Yalı camiinin önünden ettiği küfürler, Fidangörden veya köprübaşından duyulurdu. O kızınca herkes gülme krizine girerdi öyle kızardı ki insanlar karşısında gülmekten kırılırdı.

Hey gidi Horoz Mehmet… Hey gidi Çakal Mehmet… Çocukluk anılarımızın sembolü… Hey gidi Saime abla… Horoz Mehmet’e al kaçır, beni der, şeleğine otururdu… Horoz Mehmet hamle yapar ama şelek kalkmazdı… Nasıl kalksın, en az 120 kiloydu Saime abla…

Şair Ali Öztürk, Horoz Memet’le ilgili bir hatırasını da şöyle naklediyor. ”Horoz Mehmet’i yine kızdırmışlar. Taşbaşı yokuşunu sırtındaki şeleği ile çıkarken bir yandan da kızdıranlara öfkeyle küfür edip, bağırmaktadır.. Bu sırada yolda oynamakta olan 5-6 yaşlarında bir çocuk onun o öfkeli halinden korktuğundan ağlamaya başlar.. Çocuğun o halini gören Horoz Mehmet hemen bağırmayı bırakır. “Yavrum sen benden niye korkuyorsun, ben Horoz Memedim ya… Benden adam korkar mı hiç.. Bak, şimdi sana horon oynayayım da gör” deyip başlar oynamaya… Onun o halini gören çocuk ağlamasını keser başlar, gülmeye…

Son günlerde cinayete kurban giden çocuklarımızla ilgili haberleri okuyunca rahmetli Horoz Memet’in çocuk sevgisi aklıma gelir. Onlar, mecnundular ama önce insandılar. Bu olayı bana nakleden arkadaşım, Ali Özkul’u (Hozum Ali) rahmetle anıyorum.” diyor.

Horoz Memet, hastalandığı ve yaşlandığı son günlerde uzunca bir süre mahallede bir evin samanlığında kalmıştı. Öldüğünde cenazesini Belediye kaldırmıştı. Bir dönem, Horoz Memet, Ordu’da büyük küçük herkesin sevdiği ve unutamadığı sevimli ve sembol kişi olmuştu. Horoz Memet’li o eski günler ne güzeldi. Horoz Mehmet’in güleç siması, naraları, şakaları hala bizim hafızalarımızda… Onu hiç unutamadık. Kaybettiğimiz tüm değerlerin mekânı cennet olsun, Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsınlar.

NAİM GÜNEY

Paylaş
Önceki İçerikOrduspor, Ligden İhraç Edildi !
Sonraki İçerik“4 Mevsim Ordu” Fotoğraf Yarışması İçin Son 30 Gün
Naim Güney
1958 yılında doğumlu, Hüseyin Naim Güney, ilkokul, ortaokul ve Liseyi Ordu'da bitirdi. KTÜ Ordu Meslek Yüksek Okulundan İnşaat bölümünden mezun oldu. 1979 yılından itibaren bir süre yurt dışında özel sektörde çalıştı. 1980 yılından beri Devlet Su İşlerin 75.Şube Müdürlüğünde çeşitli birimlerde görev yaptı. Evli ve iki çocuk babası olan “H. Naim Güney” hâlihazırda; Ordu hakkında yerel tarih araştırmaları yapmaya devam etmektedir. Çeşitli Dergi, Gazete ve Sosyal Medyada yaptığı yerel araştırmalar seri olarak yayınlanmaktadır. “Eski Vergiler” ve “Ordu’da Meydana Gelen Doğal Afetler” adında iki adet kitabı bulunmaktadır.