Ordu’nun Eski Lokantaları

0
Ah o eski Ordu esnaf lokantaların eşsiz yemekleri, ah o eski Ordu insanları diyerek özlemini duyduğumuz, ama geri getiremediğimiz “Ah”lı yıllar ve anılar… Hatırlayabildiğim kadarıyla eski lokantalarımız, Ordu’da o yıllarda yaşayan herkesin gözdesi idi… Lokantalar o yıllar genellikle şehir merkezindeki otellerin altında veya yanı başında olurdu. O zamanlar, Ordu’nun tanınmış aşçıları sahibi oldukları lokantalarda kent halkına en leziz yemekleri sunarlardı. Lokantacılar pişirecekleri dönerler ve etli yemekler için gerekli olan etleri “Kasaplar” Sokağındaki kasap dükkânlarından bizzat kendileri veya aşçıları vasıtasıyla günlük olarak satın alırlardı. Süt, yoğurt ve yöresel sebzeleri ise postanenin yanındaki pazarda sıkı pazarlıklar yaparak şeleklere, sepetlere doldururlardı. Lokantanın ihtiyacı olan emtiaları temin ettikten sonra lokantalara kadar el arabacılar veya şelekçiler vasıtasıyla taşırlardı.
Ordu’nun geçmişinden gelen bizim kuşakların çok iyi bildiği bir kaç kaliteli lokanta ve pastanenden biri olan Cihan Lokantasında bir hakiki et döneri, et haşlama, tas kebabı, fındıklı burma tatlısı yemek büyük keyifti. Cihan lokantasının kurucusu, zamanın ünlü aşçılarından Temel Ustaydı. Cihan Lokantasının o günden bugüne devam eden misyonunda kurucusu olan rahmetli Temel Usta’nın da önemli payı vardı. Ordu’da bazı lokantalar kendi aralarında lezzetli yemekleri, uygun fiyatlarıyla ile rekabet yaparlardı.
1920’lerde bir lokanta
O eski yılların esnaf lokantacıları deyince ilk anda aklımıza gelenler arasında “Ali Oktay, Nuri Bakova, Mehmet Özdoğru, Kani Usta, Hemşinli Kamberler, Şakir Usta, (rahmetli Hacı Şefik’in babası), Ali Güreşçi, Kemal Bakova,” sayabiliriz. Bol kepçe lokantası sahibi Ali Melikoğlu, Şenyurt Lokantasının sahibi Mehmet Ali Daldır ile Gençler Lokantasının sahibi İbrahim Alper (Baba İbraham) çok sosyal ve sevilen lokantacı esnaflarındandı.
Ayrıca Kervansaray, Liman, Deniz, Maraş lokantaları gibi birçok esnaf lokantası konuklarına geleneksel Karadeniz’in en güzel lezzetlerini yaşatırdı. Ordu’nun siyasi ve sosyal hayatta önde gelenleri, Ordu’yu ziyaret eden resmi ve özel heyetler, misafirler buralarda ağırlanırdı. Daha sonra sırayla yavaş, yavaş, Antep, Hünkâr gibi birçok tesis açılıyor, insanların yemek tercihi çoğalıyordu.
1950’li yıllarda Kemal Aksoy ile Ali Turgut tarafından Stadyum yanında açılan içkili “Markopaşa Lokantası bir dönem, Ordulu aydınların ve yabancı turistlerin buluştuğu, otantik ve nezih bir tesisti. 1964 yılında “Markopaşa Lokantası” kapanır.

Mehmet Ali Daldır’ın sahipliğini yaptığı ve 1950’li yıllarda Ordu’nun en gözde içkili mekânlarından olan “Şenyurt Lokantası” 1957 yılının Ocak ayında bir cinayet haberi ile sarsılmıştı. İki kişinin öldüğü cinayet sonrası çok üzülen ve olaydan dolayı sarsılan Mehmet Ali Daldır o günkü yerel gazeteler aracılığıyla “ Lokantasında işlenen cinayetten dolayı çok müteessir olduğunu, bundan böyle lokantasında içki verilmeyeceğini” kamuoyuna ilan etmişti.
1958 yılında Vakıfbank’ın karşısında İbrahim Alper tarafından “Gençler Lokantası” açılmıştı. Lokantanın sahibi Baba İbrahim “Ordu Gücü” adlı amatör futbolcu gençlere sahip çıkan ve çok sevilen bir esnaftı. Lokantacı İbrahim Alper beyin çocuğu yoktu. Bütün sevgisini gençlere verirdi. İşini gücünü hep Ordu Gücü kulübüne bağlamıştı. Ordulu gençler ona “Baba” derdi. İbrahim Alper’de bundan çok hoşlanır ve mutlu olurdu. 1970’li yıllarda geçirdiği bir trafik kazasında vefat ettikten sonra lokantası da kapanmıştı.

Ordu Süleyman Felek Caddesinde Kervansaray gazinosunun karşısında hizmet veren, Akın Lokantası 1959 yılına kadar, Hacı Ziver Akın’a aitti. 1959 yılında Akın Lokantası, Yusuf Kanber tarafından devir alınmıştı. Akın Lokantasının mobilyası ve dekorasyonu baştan aşağı değiştirilmişti. O yıllarda Ordu Lokanta piyasasında en tanınmış aşçılardan olan Kemal Gözükan’da nefis yemek ve döneri ile ocağın başına getirilmişti. Yusuf Kamber artık takdiri Ordu’lulara bırakmıştı.
1967’de açılan “Meşhur Pideci” o zamanlar tek gözlü bir odada üretmeye başladığı Bafra pidesini Ordululara sevdirmişti. “Dıgı” ile Mehmet Akçevre, “İspirli” ile Mehmet Kaya, “Aktaşlar” ile Tamer Aktaş geleneksel Ordu pidecilerimiz olarak Türkiye çapında ünlerini bir marka olarak yola devam ediyorlar. Bu pideciler henüz kurulmadığı eski yıllarda yağlı pide yemek için cumartesi akşamdan evlerimizde kıymalar soğanla kavrulur, soğumaya bırakılırdı, Pazar günü ise örneğin Düz mahalle Fidangör’de, Sabri Aktaş’ın Şen Fırını gibi birçok fırının kapısında yumurtalı pidelerimizin kızarması sabırla beklenirken, çay içilip sohbet edilirdi. Bugün yine “Aktaş Şen Fırın” olarak Mehmet Aktaş, nefis ekmekler üretmeye, Pazar günleri ev pideleri, yağlılar yapmaya devam ediyor.
Osmanlı Esnaf Lokantası
Kendine özgü lezzeti ve servisi ile Kervansaray Lokantası, geleneksel Karadeniz mutfak kültüründe yaklaşık bir asırdır tartışılmaz bir yere sahipti. Halil İnce usta,1923 yılında Çamlıhemşin’den Ordu’ya gelmişti.46 yıl bilfiil Ordu’da fırıncılık yapmış ve 1969 yılında vefat etmişti. Halil İnce’nin fırını şimdiki “Kervansaray” lokantasının olduğu yerdeydi. Uzun boylu, levent yapılı, güler yüzlü Halil Usta fakir babasıydı. Halil Ustanın fırını daha çok halk tabakasına hitap ederdi. Halil Usta fırının içerisine işçiler, fakirler için çinko bir tezgâh yaptırmıştı. Fırını öğle üzeri lokanta gibi halkla dolardı. Fırından yeni çıkmış sıcak ekmekler bölünür ve içerisine çoğu kez kavurma et konarak yenirdi. Halil Ustanın fırınında ekmeğin yanında, zeytin, helva, peynir ve kavurmada satılırdı.
1940’lı yılların kış aylarında pazar günleri yapılan yağlı günlerinde Halil İnce’nin oğulları Şükrü ve Kazım’da babalarına gelip, yardım ederlerdi. Yağlıları Osman Usta yapardı. Bir kürek sallar, hamurları fırına sürerdi. Sonra bir kürekle yağlıları dışarı alırdı. Osman Usta, yağlının içine yumurtaları kırar ve kızartmak için tekrar fırına sürerdi. Halil İnce Ustanın o nar gibi kızarmış yağlıların çıkmasını Ordu’lular heyecanla beklerdi. Sonunda eve dönerken, kıymalı, peynirli, pastırmalı pideler yollarda bir lezzet ve koku armonisi yaratırdı.
1970’lerde bir lokanta…
Günümüzde işin başında Halil Ustanın torunları Cahit, Necati, Recai İnce kardeşler meşhur İnce Fırının yerinde kurulan “Kervansaray Oteli ve lokantasını başarıyla işletiyorlar. Mithat, Necip ve Ahmet kardeşler ise “Numune Fırın” da ürettikleri nefis ekmek ve pidelerle Halil dedelerinin mesleğini 2015 yılına kadar aralıksız sürdürmüşler ve bugün ise artık fırın yok ve tarihe karışmıştı.
Ordu’lulara ve dışarıdan gelen turist ve misafirlere hizmet vermeyi amaç edinmiş Ordulu esnaf lokantaları, sağlık ve hijyen konularında üretimden servise kadar titizlikle hareket ederlerdi. Mıdı Restoranda ilk açıldığında Turist otelin yanında ikinci katta açılan bir balıkçı lokantası idi ama daha sonraları iskeledeki eski balıkhaneye taşınarak geleneksel lezzetli balık yemeklerine diğer yöreselleri de katınca dışarıdan gelen herkesin tartışmasız adresi ve uğrak yeri olmuştu. Bakovalar ailece şimdiki İş Bankasının yanında Buket Pastanesinin karşısında uzun yıllar lezzetli ve temiz yemekleri olan mütevazı bir esnaf lokantası işletmişlerdi. Et döneri ve sütlaç yemek için o yıllar masa başında sıra beklerdik.
Şimdiki gibi ayak üstü sandviç tavuk döner, hamburger, pizza gibi fast food yeme kültürü yoktu. Böylesi bir esnaf lokantalarında yemekler hakkında bir fikir sahibi olmanın en iyi yolu, çok sayıda yemekten birer kaşığın aynı tabakta sunulduğu ‘aşçı tabağı’ ısmarlamaktı.
Kasaplar sokağında mangal ızgara yapan tükürük köftecilerinin yanında Ali Oktay’ın lokantası onun üstünde de Arif’in meyhanesi vardı. Arif, kafasında sekiz köşe kasketi, gömlek üstünde yeleği, dudağında sigarası, kulağında hesap pusulasını yazdığı kalemi ve kolundan düşmeyen peçetesiyle servis yapmak için arı gibi çalışırdı… Daha çok garibanlar müşterisiydi Arif’in…
Her yönüyle yaşamakta olduğumuz global ekonomik dünyanın ve kültürel döngünün mutfak kültürümüzü de etkilemesiyle geleneksel Türk lezzetleri giderek unutulduğu bir süreç yaşıyoruz. Mesela bir Avrupa’lının kendi geleneksel mutfağını hemen hemen her lokantada tatması son derece olağanken, biz Türkler artık kendi damak zevkimize uygun yemeklerimizi bulmakta zorlanıyoruz.
Ordu’da fast food diye adlandırılan bir sürü tost, hamburger, tavuk döner, pizzacılar her köşe başında şehri kuşattı ve yeni nesil gençlerde buralarda damak zevki değil karnını ucuza doyurmaya devam ediyor. Oturmadan ayakta, hızla çiğnemeden kola veya ayran yardımıyla yutularak yenen bu tip hazır gıdaları tüketen gençlerimizde obezite gibi bir sürü sağlık sorunu almış başını gidiyor. Gidişat iyi değil, Allah sonumuzu hayır eylesin.