Ordu’da Eski Mavnacılar ve Mavnalar

0
Mavnalar, eskiden liman, rıhtım ve iskele olmadığı için açıkta bekleyen gemilere ve denizde yakın yerlere yük taşımak üzere hizmet eden güvertesiz teknelere verilen addır. Mavnacılar, Kurtuluş Savaşı’nda işgal altındaki İstanbul’dan kaçırdıkları silahları, İnebolu’ya sevk edip, daha sonra bu silahların Ankara’ya ulaştırılarak vatanın düşmanlardan kurtarılması sürecinde önemli rol oynadılar. Cankurtaran olarak da her türlü taşımada da kullanılan mavnalar, Ordu merkezde iki ahşap iskele arasındaki kumsalda çekili dururlardı. Yurt dışına fındık götürmek için gemi açığa demir atınca, kumsalda yatan ahşap iskelede bekleyen mavnalarda sevinçli bir hareketlenme başlardı.
Karadenizde mavnalar yük taşıyor.
Milli mücadele yıllarında Batum’dan Trabzon’a, Trabzon’dan Ordu’ya getirilen cephane ve silahlar Ordu’dan Samsun’a mavna ve kayıklarla taşınıyordu. Hakkı Reis (Gürsoy) , Civan Ali (Çağlar) ve Cezanın Nezir Efendi gibi birçok Ordulu mavnacı, Milli Mücadelenin her safhasında ülkemize büyük hizmetler yapan birer milli kahraman olarak tarihe geçmişlerdir. İstiklal savaşı sırasında Karadeniz’de bu cephane ve silahlar, geceleri gizli bir biçimde deniz yoluyla taşınırlardı. Bu cephaneleri Ordu’dan Samsun’a taşınmasını üstlenen Kahyabaşı Hakkı Reis ve denizci arkadaşları bu cephaneleri teknelerle taşırken binbir tehlikeyle karşılaşmışlar ama bağımsızlık uğruna canlarını hiçe saymışlar, her türlü tehlikeyi göze almışlardır.
Mavnalar Ordu sahilinde
1996 yılında Tribün Gazetesinde Uğur Gürsoy bir yazıda; Ordu’nun eski meşhur mavnaları ve motorlarını kullanan kahraman kaptanlarından bir kısmını şöyle özetlemişti: “Görüyoruz… Görüyoruz… Sisler arasında İstanbul’dan gelen “Ankara” Vapurunu görüyoruz… Kaptan “Kuzu Kenan” dümenini kırmış, limana iniyor… Trabzon’dan gelen “Karadeniz” Vapuru da denizi yara yara Ordu limanına girmekte… Kaptan “Deli Bahtiyar” üç düdükle selamlıyor Ordu’yu ve öbür “Ankara” vapurunu… “Ankara”dan da üç düdükle “Karadeniz” vapuruna cevap veriliyor… Sonra da Süvariler, birer düdükle birbirlerini selamlayarak “Fora Demir” emrini veriyorlar…
Ordu – Fatsa arası bir zamanlar halk kayıkla taşınırdı.
İskelede bir yarış var… İskele o yıllar Ordu’nun can damarı, yolcusu da yükü de vapurlarla geliyor, gidiyordu. Motorlar, meyveci kayıkları, mavnalar vapurlara doğru denizi yara yara yarışıyorlar. Acente motorların kaptanı Kahyaoğlu Murat Gürsoy, vapurlara ilk giden motor oluyordu. Acente Hasan Eroğlu vapura çıkmadıkça kimse iskeleye tırmanamıyordu. Osman-Ahmet kardeşlerin “ Yıldız” motoru tüm hızıyla denizi yara yara tüm yolcularını vapura taşıyordu. Medinoğlu Murat’ın “Güneş” motoru ise bayağı hacimliydi. Arap’ın Sami ve kardeşlerinin motorları ise, meyvecilerle, yolcularla dolu olarak vapura adeta koşuyordu.
Ordu’da mavnayı denize indiren kayıkçılar
Ya, “Posta kayığı” Gazetelerinizi, mektuplarınızı getirip, götüren… Sevgilerimizi, aşklarımızı, en güzel duygularımızı, eşlerimize, dostlarımıza, sevgililerimize bir an önce ileten “Posta kayığı”nı nasıl unutabiliriz? “Posta Kayığı”nı ve onun “Reisi” Sıtkı Ayabakan’ı… O güzelim Vapurlar… Motorlar… Kayıklar şimdi karaya vurdu… Nerede “Ankara” vapurunun Süvarisi “Kuzu Kenan” kaptan? Nerede? “Karadeniz” vapurunun yürekli delikanlısı “Deli Bahtiyar” Nerede, O geniş hacımlı “Tari” vapurunun babayiğit süvarisi “Zeki Kaptan” Nerede, “Hamle Kürek”te kürek kırarak Ordu’yu İstanbul’daki “Kik” yarışlarında Türkiye ikinciliği kazandıran ve bir mavnayı tek başına yüküyle birlikte yöneten Raşit Gürsoy? Nerede, 19 Eylül 1924’de, Atatürk’ün motoruyla yarış eden İdmanyurdu kulübünün genç kürekçileri ve kaptanı, başkanı Ali Rıza Gürsoy? Nerede, nerede? Kendisini Barbaros’un efradı zannederek, sisli havalarda Yalı Cami minaresine çıkıp, teneke çalarak limana inen vapurlara yol gösteren “Yaşar Kaptan” … “
Ordu rıhtımında çektirme kayık
Türküler şarkılar eşliğinde bir sürü hamal, iskeleden sırtlarınaa aldıkları fındık dolu ağır çuvalları bu kahraman kahyaların mavnalarına yıllar boyu yüklediler. Mavnalarda çalışan bu hamalların taşıma ücreti çuval başına olurdu. Mavnalara doldurulan fındıklar açıkta bekleyen kuru yük gemilerine götürülür, vinçlerin kalın halatlarıyla balya şeklinde bağlanan çuvallar geminin karanlık ve devasa ambarlarına indirilir, tek tek sayılırdı.
Ordu Keçiköy sahili mavnacılar (Ufuk Türkmen)
1950’li yıllardan sonra yapılan modern rıhtımlar, limanlar, teknolojik gelişimlerle birlikte doğal olarak mavnacılık mesleği de hamallıkta son buldu. Akabinde 2005 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile mavnacılık lağvedilerek tarih sahnesinden tamamen çekildi. Eski yıllarda işte böyle güzel insanların kullandığı motorlar, mavnalı yıllar ve unutulmaz kahyaları hepsi bir anda mazide kaldı… Ordu kumsallarında mavnalar çürümeye terk edildi. Bize de bu mavnalı yılları ve mavnacıların yaşadığı o günleri kayıt altına almak nostaljisini yapmak kaldı…
Paylaş
Önceki İçerikOrdu’da Yamaç Paraşütü Yasaklandı !
Sonraki İçerikÇambaşı Yaylası’nda Kar Festivali
Naim Güney
1958 yılında doğumlu, Hüseyin Naim Güney, ilkokul, ortaokul ve Liseyi Ordu'da bitirdi. KTÜ Ordu Meslek Yüksek Okulundan İnşaat bölümünden mezun oldu. 1979 yılından itibaren bir süre yurt dışında özel sektörde çalıştı. 1980 yılından beri Devlet Su İşlerin 75.Şube Müdürlüğünde çeşitli birimlerde görev yaptı. Evli ve iki çocuk babası olan “H. Naim Güney” hâlihazırda; Ordu hakkında yerel tarih araştırmaları yapmaya devam etmektedir. Çeşitli Dergi, Gazete ve Sosyal Medyada yaptığı yerel araştırmalar seri olarak yayınlanmaktadır. “Eski Vergiler” ve “Ordu’da Meydana Gelen Doğal Afetler” adında iki adet kitabı bulunmaktadır.