Ordu’da Bir Edebiyat Gazetesi: “Şelale”

0
şelale gazetesi
Sene 1952. Ordu henüz 12.000 civarında nüfusuyla kasaba ölçeğinde bir yerleşim yeridir.
Yüzyılın başında ise 6000 nüfusa sahip olan Ordu kasabasının nüfusunun yarıdan fazlasını gayrimüslim Rum ve Ermeniler oluşturmaktadır. Gayrimüslimlere göre oldukça kalabalık olan Müslüman nüfusun çoğunluğu köylerde yaşamaktadır. Bu nedenle de kasabanın ticaret ve zanaat işlerinde Rum ve Ermeniler öne çıkmaktadır.
1913 yılında Ordu’da iki önemli iş yaşanıyor. Birincisi Osmanlı tebaasından Mardiros Şirinyan isimli Ordulu bir Ermeni belediye başkanı olarak seçiliyor. İşte bu yıl Ordu’da ilk gazete de yayın hayatına başlıyor. Karnik Erman, Petek Matbaası’nda 12 cm x 15 cm ebatlarında günlük haber bültenini, ayak pedal makinesiyle basarak Ordulularla buluşturuyor.
Osmanlı Ajansı denilen bu gazetede İstanbul’da çıkan gazetelerdeki haberlere yer veriliyordu.
Gazetenin bir yüzü Osmanlı Türkçesiyle diğer yüzü Ermeni alfabesiyle basılıyordu.
İşte 1913 yılında yayınlanmaya başlanan Osmanlı Ajansı’ndan sonra Ordu’da birçok gazete çıktı. Kimi uzun ömürlü bir yayın faaliyetinde bulunurken bir kısmı birkaç sayı çıktıktan sonra kapanarak basın tarihindeki yerini aldı. Burada ilk çıkan gazeteler arasında İsmail Hakkı Garipoğlu tarafından çıkartılan Güneş’i Hazinedarzade Mustafa Fehmi’nin imtiyaz sahipliğinde çıkan Ordu Bucak’ı, Azim’i, Mavaffakiyet-i Milliye’yi, Beyan-ı Hakikat’i ismen anarak şimdilik geçelim.
Bu saydıklarımızın dışında bazı gazeteler uzun yıllarca yayınlanarak Ordu basın hayatına damgasını vurmuştur. Bu gazetelerden ilki 1925 yılında yayınlanmaya başlanan Tekamül gazetesidir. Hattatzade Şevket Bey tarafından çıkartılan bu gazete daha sonradan Ali Rıza Gürsoy tarafından satın alınmış, 1935 yılında Tekamül adı Gürses’e çevrilmiştir. 1951 yılına kadar yayınlanan Gürses, Güzel Ordu ile birlikte Ordu’nun yazılı hafızasını oluşturmuştur.
Bilal Köyden tarafından yayınlanan Güzel Ordu gazetesi ise yayın hayatına 1927 yılında başladı. 1928 yılında harf devrimi ile birlikte yeni harfleri temin etmede yaşadığı güçlük nedeniyle kapanmış, Bilal Köyden’in kendi köyü olan Uzunisa’da bir akrabasıyla birlikte imal ettikleri tahta baskı makinesiyle 29 Mart 1929’da tekrar yayınlanmıştır. Köyde çıkan ilk gazete olarak Türk basın tarihinde yerini alan Güzel Ordu, 1942 yılına kadar köyde çıkmıştır.
Her iki gazete de Demokrat Parti iktidarında sonra resmi ilan alamadıkları için ekonomik darboğaza girmiş ve kapanmak zorunda kalmışlardır. Güzel Ordu ve Gürses 1951’de yayın hayatlarına son vermişlerdir.
1952 yılında Ordu’da ilk kez günlük bir gazete çıkmaya başlamıştı. Tarık Özsoy’un yönetimde yayınlanan Haberci gazetesi, Orduluları günlük haberle buluşturuyordu. 1951’de
Güzel Ordu ve Gürses’in kapanmasının ardından, Bilal Köyden ve Ali Rıza Gürsoy’un çıkarmaya başladıkları Birlik gazetesi de ayakta kalmayı başaramamış, 1952’de kapanmıştı. 1952’de kapanmıştı. 1952’nin kasım ayında Ordu’da Temel Uzlu’nun kişisel gayretleriyle yayınlanmaya başladığı siyasi mizah gazetesi Tilki vardı. Bunun dışında Demokrat Parti Ordu milletvekili Feyzi Boztepe’nin 1951’de ‘Bütün’ adıyla yayınlamaya başladığı daha sonra daha sonra ‘Boztepe’ adını alan gazete çıkmaktaydı.
1950 seçimlerinde Türkiye genelinde Demokrat Parti büyük bir zafer kazanarak 415 milletvekilini TBMM’ye sokmayı başarmıştı. CHP ise ancak 69 milletvekilini kazanabilmişti. Ancak Ordu’da işler Demokrat Parti açısından çok iyi gitmemiş, 8 milletvekilinden 6’sını CHP, 2’sini DP kazanmıştı. Ordu Belediye Başkanı Ali Rıza Gürsoy’da Halk Partiliydi.
‘Ölünceye kadar CHP’liyim’ diyen Ali Rıza Gürsoy üzerine kurulan iktidar baskısı 1952 yılında sonuç vermiş ve Demokrat Parti’ye geçişi sağlanmıştı. Şelale gazetesinin yayınlanmaya başladığı 1952 yılında Ordu’daki genel durumu özetlemeye çalıştık.
O dönemlerde ve öncesinde Ordu’da yayınlanan siyasi ve güncel gazetelerden kısaca bahsettik. Ancak belirtmek gerekir ki 1952 yılında yayınlanmaya başlanan Şelale’den üç yıl önce Ordu’da Akobuz adıyla bir edebiyat ve sanat gazetesi yayınlanıyordu.
15 Ocak 1949 tarihinde Alev adıyla yayınlanmaya başlanan gazete, aylık fikir ve edebiyat gazetesiydi. Sahipliğini Ziya Özova’nın yaptığı Alev’in yazı işlerine Ekrem Haznedar bakıyordu. Ziya Özbucak ise idari müdürdü.
İlk sayısında Alev adını kullanan gazete ikinci sayısından itibaren Akobuz adıyla yayınına devam etmişti. Bu ad değişikliğinin nedeni Alev adının dönemin Ordu Valisi Salih Kılıç’a komünizmi çağrıştırmasıydı.
Bu konu hakkında Alev dergisini çıkartan kadronun içinde yer alan Yusuf Ziya Özbucak şunları anlatmaktadır:
‘İlk sayıda Alev adlı bir fıkra yazdım. Ali Ekrem Haznedar, derginin ilk sayısını vali Salih Kılıç’a  benim ve Ziya Özova’nın götürmesini istedi. Vali dergiyi eline aldı, başlığını görür görmez ‘Ben Komünist Rusya’nın karşısında bir vilayetin valisi olarak Alev adlı bir derginin çıkmasına izin veremem’ dedi. Alev ismi Ordu valisini de kızıl renk dolayısıyla komünistlik çağrışımı yapmıştı. Ben de öyleyse siz bir isim veriniz, isim babası olunuz dedim. Mahalli bir isim bulmamızı istedi. Benim de aklıma Nazif Bey suyunun kaynağı olan Akabuz geldi.
Akobuz’un yayın hayatının sonlanmasından iki yıl sonra Ordu’da yeni bir edebiyat gazetesi çıkmaya başladı. Bu gazete ‘Şelale’ adını taşıyordu. Gazetenin sahibi olarak Süleyman Kaya gözükmekteydi. Yazı işleri müdürlüğünü Ali Çiçek üstlenmişti. Balcıoğlu kitabevinden idare edilen Şelale Gazetesi Gürses Basımevi’nde basılmaktaydı.
Gazeteyi çıkaran kadro hakkında ulaştığım bazı bilgileri de aktarmayı yararlı görüyorum. Genç bir kadro tarafından yayınlanan Şelale’nin yazarları arasında bulunan Abdullah Aksakoğlu Ordu’da avukatlık yapmaktaydı ve daha önce yayınlanan Akabuz’da yazmıştı.
Abdullah Aksakoğlu, Giresun Barosu’na bağlı Ordu avukatlarının 1956 yılında bir araya gelerek Ordu Barosu’nu oluşturma girişiminde de ön saflarda bulunmuştu. 1958 yılında Ordu Barosunu kuran 9 avukattan biriydi.
Şelale gazetesinin yazı işleri müdürlüğünü yapan Ali Çiçek, Düz Mahalle’de 1927 yılında doğmuştu. Babası Ahmet Çiçek, Ziraat Bankası’nda memur olarak çalışmaktaydı. Annesi Giresun Yağlıdere’den Dudu Hanım’dı. Hamdullah Suphi Bey ilkmektebinden sonra Ordu ortaokulu’ndan mezun olmuştur. Daha sonra Aydın Sanat Enstitüsü’nde okumuş, Ankara Makine Kimya Silah Fabrikası’nda iki yıl çalışmış ve askerlikten sonra Ordu’ya dönmüştür.
Ordu Devlet Hastanesi’nde memur olarak çalışmış, edebiyatla hep haşır neşir olmuş, şiirler yazmıştır. Şiirleri Ordu ve Aydın’daki gazetelerde yayınlanmıştır.
Gazeteye şiir ve yazılarıyla katkı sunan Fahri Bacınoğlu 1923’te Senaiye köyünde doğmuştu. 1877 Batum göçmenlerinden Bacınoğlu Hasan Arslan Efendi’nin oğludur. Fahri Bacınoğlu ilkokul ve ortaokulu Ordu’da okuduktan sonra İstanbul Haydarpaşa Lisesine devam etmiştir. İstanbul Hukuk Fakültesinde okumaktayken hastalanmış ve eğitimini yarıda bırakarak Ordu’ya dönmüştür. 1955 yılında Suat Çol ile evlenmiştir.
İlk sayısı 13 Ekim 1952’de çıkan Şelale’nin sahibi Süleyman Kaya gazetenin çıkış amacını şöyle açıklamaktaydı:
Ordu’muzda iki siyasi ve bir de mizahi gazete çıkmaktadır. Bizler de tamamiyle edebi bir gazete olarak karşınıza çıkıyoruz.
Gayemiz karınca kararınca da olsa okurlarımıza memleketimizin yetiştirdiği kıymetleri tanıtmaktır. Siyaset, politika ve şahsiyetle uğraşmak gazetemizin sütunlarında hiçbir zaman yer almayacak, Yazımızın başından beri zikrettiğimiz üzere hiçbir zaman şahıslarla kalemşörlük yapmayacağız. Zira gazetemiz bir sanat ve edebiyat gazetesidir.
Şelale’nin yazarlarından Fahr Bacınoğlu, ‘İstikbal bizimdir’ adlı makalesinde yolunun Şelale ile kesişmesi sürecini anlatıyor:
‘Günün bunaltıcı sıcağında kendi halimde yürüyorken sevimli birkaç genç arkadaşım yanıma gelerek, şahsiyet yapmaktan, dedikodu ve siyasetten uzak bir fikir ve edebiyat gazetesi çıkaracaklarını söyleyerek benden bir yazı istediler. Sevinçten gözlerim doldu. Ç            ünkü memleketin kalkınmasına vasıta olacak hareket halinde bir neslin vücut bulunuşuve bunun belirtilerini görmek insanı cidden sevinçten sevince getirmektedir.
Gazetenin ilk sayısında Mutsa Gürdal, Ordu’nun halk müziğini incelemeye koyulmuş, Ordu’daki çalgıları inceleyerek işe başlamıştır. İlk olarak bağlamayı ele almış, akort ve çalma tekniği hakkında bilgiler vermiştir. Mustafa Gürdal’da Şelale’nin diğer yazarları gibi 20’li yaşlardaydı. 1930 yılında Öceli köyünde doğan Gürdal’ın babası İmamoğullarından Hüseyin Efendi’dir.
Mustafa Gürdal bağlama, ut, mandolin, cura ve tambur çalıyor, kendi şiirlerini besteleyerek türkü formuna getiriyordu. Meşhur Ordu türkülerinden ‘Düz Mahalle İçinde’ türküsünün de bestecisidir.
Ala Ekrem Haznedar, ‘Şelale’nin Fikir Tarafı’ başlıklı yazısında gazetenin şahsiyet, siyaset ve politikayla uyuşmayacağını ifade ettikten sonra ekliyor:
‘Bir defa politika fikre sarıldığı nispette ışıklı, şahsa kapıldığı zaman oynak olur, hele menfaati yüklendikçe yorgun düşer de…
Ama realiteler saf mıdır? Fikir tarafları da siyasi görünüşleriyle yan yana kucak kucağadır.
Böyle olunca sebepler ve neticeler zinciri halka halka vücuda getirilirken sizi cemiyetin türlü cepheleriyle karşılaştıracaktır. Neticeler sebebin çoğudur.’
Bu satırların yazarı olan Ala Ekrem Haznedar, 1907 yılında doğmuştur. Meşhur Hazinderzade Mustafa Bey’in oğlu olan Ekrem Haznedar, Ordu’da yayınlanan birçok gazete ve dergiye yazı ve şiirleriyle katkıda bulunmuş, çok okuyan ve çalışkan bir kişilikti.
Gürses, Güzel Ordu, Akabuz’da yazmış, halkevi dergilerinde araştırma ve şiirleri yayınlanmıştı.
Şelale gazetesi, genç ve idealist bir avuç Ordulu yazar ve şair tarafından yayınlanmaya başladı. Ancak kendisinden önce yayınlanan Akabuz kadar uzun soluklu olmadı, Sadece iki sayı yayınlandıktan sonra birdaha çıkmadı. Şelale gazetesi, Ordu basın tarihinde belki gürül gürül akan şelale olmadı ama şarıltılı sesiyle ‘kubbede hoş bir seda’ bıraktı.