Gülyalı’da Bir Zaman Kesiti : Ebulhayr Kethüda

0
Kitabın adı: Ebulhayr Kethüda… İlk bakışta hiçbir çağrışım yapmıyor. Ebu: Arapça’da baba demek. Hayr, yani hayır, iyilik ve yardım anlamında kullanılıyor. Kethüda eski dilde yönetici sınıfı tanımlamak için kullanılan bir sıfat. Şu halde kitabın adı ‘İyilik Babası İdareci’ gibi anlama geliyor olmalı. Gizemi çözmek için kitabın kapağındaki belli belirsiz yazıya bakıyoruz: Gülyalı İlçesi Tarihi yazıyor. Gülyalı, Ordu ilinin bir ilçesi… Kitap da ilçenin tarihi hakkında… Daha çok belli mekan ve zaman kesitleri seçilerek kurgulanmış. Başlık olarak Ebulhayr Kethüda’nın seçilmesinin sebebi, yörenin 15. yüzyıldan itibaren bu adla anılması. Kethüda, daha önce büyük kısmı ormanlık olan bu alanı, Emiroğulları Beyliği adına fethedip imar ve iskana açan kişi.
NÜFUS KÜTÜKLERİ VE VERGİ BELGELERİ BULUNMUŞ
Kitabı hazırlayanlar Mithat Baş ve Şinasi Tepe adlı iki öğretmen. İkisinin de daha önce yayımlanmış çalışmaları, sözlü tarih derlemeleri var. Ama bu kitap sözlü tarihin yazıya aktarılmasından öte bir anlam taşıyor. Bir tür belge arkeolojisi bile denebilir. Osmanlı döneminde yayımlanan Tahrir ve Avarız defterlerinden ya da salnamelerden yararlanılıyor. Giriş yazısından da anlaşıldığı üzere Türk Tarih Kurumu tarafından başlatılan ‘Sondaj Yoluyla Türkiye Tarihinin Yeniden Yazılması ve Yapılanması’ projesi kitaba ilham vermiş. Bu sayede kitabın sübjektif anlatımlardan çok objektif kaynaklara dayandığını görmek mümkün… Yöre tarihine dair ilk yazılı belge 1455 tarihli Osmanlı Tahrir Defteri… Bu defterler günümüzdeki nüfus kütüklerine benzeyen bir materyal sağlıyor. Ama kapsadığı alan itibariyle onlardan daha geniş… Çünkü bu defterlerde sadece kişilerin isimleri ve hangi aileye ait oldukları değil bölgedeki arazi yapısı, yöreden elde edilen ürünler, orada yaşayanlara tahsis edilen araziler, konuşulan diller, alınan vergiler gibi bilgiler de kayıt altına alınmış.
BİR SÖZLÜK DE HAZIRLANMIŞ
17. yüzyıldan itibaren Tahrir defterlerinin yerini Avarız defterleri alıyor. Bu defterler de daha çok vergi kayıtlarına odaklanmış. Haliyle, yöredeki mesleki dağılım konusunda ipuçları taşıyor. 19. yüzyılda bu çizelgelere salnameler ekleniyor. Eyalet ve vilayet salnameleri… Kitapta yer verilen şu tespit çok önemli: “Bu belgeler arasında günümüz Türkçesine en yakın dile, en erken dönemde tutulan defterlerde rastlanıyor.” Bu defter ve belgelerden bazılarının tıpkı basımlarının da yayımlandığı kitapta haliyle tarih ve dil konusunda çalışma yapmayan insanların anlamakta zorlanabileceği pek çok kelimeye rastlıyoruz. Bunun için küçük bir sözlük de hazırlanmış. Bu sözlükte yer alan bazı kelimeler ve anlamları şöyle: asiyap: değirmen, cebeci: zırh dokuyan görevli, gavers: mısır, gıyap: çayır, haddad: demirci, karye: köy, küreciyan: madenciler, mecruh: savaş gazisi, mücerred: bekar erkek, naip: kadı vekili, saraç: koşum ve eyer takımı yapan, şayadan: gezici avcılar, tobi: topçu sınıfından, tuvana: ergenlik çağında.. Bu isim ve sıfatlar aynı zamanda bölgede sürdürülen ekonomik etkinlikler hakkında da bilgi veriyor. Zaten kitabın ilk kısmında yörenin ekonomik ve toplumsal yapısı hakkında adeta bir kazı çalışması yapılmış. Zirai üretim, hayvancılık ve zanaatler ayrıntılı biçimde işlenmiş. Ayrıntılı olarak değerlendirilen bir diğer veri de nüfusun dağılımı. Erken dönemlerde sayılan nüfus içerisinde kadınların esamesinin olmaması dikkate değer… Bu belgelerde yörede yaşayan erkekler köyler ve haneler ölçeğinde kayıt altına alınmış. İsimlerin hemen karşısına düşülen eşkal belirleyici notlar ilginç: Uzun boylu, kumral bıyıklı; orta boylu, ak sakallı; kısa boylu, sarı bıyıklı; ter bıyıklı, askerlik çağında gibi… Ebulhayr Kethüda’nın kuruluş, yerleşme ve genişleme eğrilerinin incelendiği kitapta gayrimüslim nüfusun çok sonraki dönemlerde başka bölgelerden gelerek buraya yerleştiği ve genel nüfus içinde çok ciddi bir oran teşkil etmediği vurgulanmış.
BELGE HERKESİ BAĞLAR
Kitabın önemi nereden kaynaklanıyor? Nedenlerinden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Taşrada, özellikle küçük yerlere gittiğinizde en çok karşılaşılan sorulardan biri “Kimlerdensin?” olur. Bu soru daha genel anlamda “Biz kimiz, kimlerdeniz, kökümüz nereye ve kimlere dayanıyor?” sorularının bir uzantısıdır. Yani kimlik sorgulamasının. Bu sorulara verilen cevaplar da genellikle efsane ve anlatılara dayanır. Ancak bu kitap örneğinde olduğu gibi belgelere dayandırılan çalışmalar, bu arayışı daha gerçekçi ve bilimsel bir temele oturtabilir. Bunun bir cüzü olarak kitapta o dönemde Gülyalı ilçesinde yaşayan bütün ailelerin soy isim ve lakapları tek tek sıralanmış. Bu sıralama halen ilçede yaşayan ya da bir nedenle göç etmiş insanların köken araştırmalarına katkı sağlayacak nitelikte. Bilimsel araştırmalarda bütünden yola çıkarak parçayı anlamaya çalışmak şeklinde bir yöntem olduğu gibi, parçaları birleştirerek bütünü oluşturmak da bir yöntemdir. Üstelik ele alınan kesitlerin kendi içlerinde anlamlı bir bütün oluşturduğu da unutulmamalıdır. Bu neviden çalışmaların yaygınlaşması ve örnek olması tarihin yeniden okunmasına ve oluşturulmasına imkan verir. Mecelle’de belirtilen bir ilkeye atıf yapmak gerekirse: “Belge herkesi bağlar.” Kitap Gülyalı Belediyesi Yayınları arasından çıkmış. Belediye Başkanı Talip Şen projenin mimarları arasında. Kitabın üzerinde bir fiyat etiketi yok ve parayla satılmıyor. Bu da yapılan işin niteliğinin ticari değil, sosyal ve kültürel olduğunu gösteriyor.
İBRAHİM ALTAY

Yazar : Mithat BAŞ

SATIN AL