Fadime…

0
Önce mutfağının kadınıydı Fatma.
Masmavi gözleri, sapsarı pırıl pırıl saçlarıyla kayınvalidesinin kayınpederin gelini, eşinin küçücük kızı ile geride bırakıp asker ocağından Fatma hanım diye seslendiği sevgili eşiydi.
Dört çocuk doğurdu Fatma, arada düşükleriyle birlikte birçok kez anne oldu.
Sadece anne olmakla kalmadı, ahırdaki hayvanlarının da anası oldu.
Sonra birer birer gitti kızları.
Biri gurbet ele, yanına kalacak olan büyük kızı aynı şehire.
Biri de vermezler beni diye kaçtı sevdiğine.
İlkokula gidene kadar emzirdiği, hatta okul önüne kadar götürür emzirip sınıfa gönderdiği oğlu, gönül verdi teyzesinin kızına.
Etme eyleme dediler. 
Etti.
Ettiğini de buldu, yapamadı gurbet elde.
Yine döndü geldi baba ocağına.
Hayvanları ile konuştuğu dili ondan başka hiç kimse anlamıyordu.
Hatta onu hayvanlarından başka hiç kimse anlamıyordu. 
Aralarındaki bağı sadece görebilenler biliyordu.
Teker teker gömdü kayınpederini, kayınvalidesini toprağa.
Artık o ahırın tek sahibi Fatma idi. Hatta yazları yaylanın, otlakların, koyun meralarının tek sahibi de oydu.
Yaz geldi mi, okullar tatil oldu mu, şenlenirdi yuvası.
Manda yoğurdu, mısır ekmeği, kuzinede pişmiş köy ekmeği, tereyağı, kara lahana turşusu eksik olmazdı sofrasından.
Yaylalar artık onundu.
Büyüdükçe Fatma, Fadime oldu.
Torunları çoğaldı, evlatları her yaz kapısını çaldı.
Fadime büyüdükçe daha kuvvetli bir kadın oldu. Bir erkeğin zorla yapabileceği her işi kolaylıkla yapabiliyordu. 
İki kazanı belinin iki tarafına alıp ahıra taşıyacak kadar güçlü bir kadındı. 
Otlanmadan gelen inekleri geç kaldı mı, korkardı Fadime’den işiteceği azardan. 
Havalar soğumaya başladığında gömerdi turşularını küp küp toprağa.
Toplardı göçünü inerdi şehre.
Her yıl bu böyle tekrar ederdi.
Eskiden göç yolunda günler geceler süren yolculuk yollar yapıldıktan sonra vasıtalarla daha kolaylaştı ve göçler artık yaya değil kamyonlarla sağlanmaya başladı.
Ama Fadime öyle olsa bile yalnız bırakmazdı hayvanlarını.
Yine bir göç yolunda Fadime bırakmadı ineklerini.

Kızı, gelini aracın önünde. Eşiyle kendisi üstünde koyuldular göç yoluna.
İşte o yolda hem ineklerinden oldu Fadime, hem de yaylasından, köyünden oldu. Geçirdiği trafik kazası Fadime’yi yatağa bağladı.
Omurilik felci oldu Fadime.
Yerinde durmayan o dağ gibi kadını hayat şimdi yersizlikle, yere çakılıp kalmakla sınıyor.
Önce kapısını çalan ziyaretçisi çok oldu.
Şimdilerde pencere önü gülü Fadime.
Ama bilirim ki en sevdiğiyim.
Bayramımdır.
Onun bende hakkı çok benim onda duam çoktur.
Anneannemdir Fadime…