Deniz’ine Hasret Kalanlar…

0

Herkes için aynı anlama gelmez deniz…
Kimisi için uçsuz bucaksız bir ummandır ve en derinlerine dalıp altındaki dünyayı keşfe çıkmak ister.
Kimisi için saatlerce kıyısında oturup akla hiç gelmeyecek binbir türlü hayale dalmaktır.
Kimisinin ise ekmek kapısıdır.
Perşembe balıkçı barınağı da öyle…
Alırsın mesela fırından yeni çıkmış sıcacık simitini gidersin kıyısındaki masaya çeker sandalyeni oturursun.
Çünkü simitin yanında içeceğin çayın tadı da o gününe eşlik eden manzaranın da hiçbir yerde eşini benzerini bulamazsın.

Gittiğin günlere döner döndüğün günlere ağlarsın çoğu zaman.
Sonra deniz senin tüm huzursuzluğunu alır şimdiye döndürüp sonsuz şükrü sunar sana en mavisinden.
Zamanın nasıl geçtiği, mavinin laciverte nasıl döndüğünün farkına bile varmazsın.
Balıkçı teknelerinin biri gelir biri gider ve herkes evinde nasibini bekler.
Sen masaya dönersin biten simitten arta kalan susamlarıda parmağını ıslatıp ıslatıp toplarsın.
Çayın hesabını öder ve giderken sene 2015 de yazdığın şu dizeler gelir aklına…

“Denize kıyısı olan bir şehirde büyüdüysen
düşemezsin maviden uzağa.
Bumerang gibi gittiğin her yerden döner gelirsin kıyısına.
Baktıkça dalar, daldıkça karışırsın köpük köpük dalgasına.
Uzağına düşmeye gör boğulursun.
Hastalık desen değil.
Nefes darlığı desen hiç değil.
Bir maviye hasrettir hep gözlerin.
Her ovanın düzlüğünde kavuşacak her sokağın başından dönünce görecek gibi.
Sonsuz bir hasrettir Deniz
Kavuşması ise bir bayram.
Tıpkı yıllardır Deniz’ine hasret yaşayıp kavuşan “Mukaddes Gezmiş” gibi…”

DERYA DENİZ GÜNEŞ