Çoğu Şehirde Sinema Yokken Mesudiye’de Vardı

0
TÜBİTAK’da Baş Uzman Necmi Demir, Mesudiye’ye sinemanın ilk nasıl geldiğinden, kimlerin emeği olduğuna, hangi filmlerin gösterime sunulduğundan Mesudiye’nin sinema açısından neden şanslı olduğuna kadar bilgiler verdi. Kültüre ve sanat dolu röportajımızda sinema ön plana çıktı.
Mesudiye’ye Sinema ilk kez nasıl geldi?
Necmi Demir: Mesudiye’ye ilk kez sinemanın ne zaman geldiğine ilişkin hemşerilerimizin hafızalarında farklı tarihler kalmış olabilir, çok farklı bilgi verenler oldu. Uzun yıllar Mesudiye’de kitapçılık ve gazetecilik yapan Rahmetli Kazım Yüzbaşıoğlu’nun oğlu Avni Yüzbaşıoğlu’nun verdiği bilgiye göre 1954 yılında babası ve Müslüm Sarıca Mahallesinden Ahmet Yılmaz tarafından getirilmiş. Avni Beyin elinde çok değerli bir gazete arşivi var, elbette verdiği bilgiler birinci el kaynak bilgi değerinde.
Hangi filmler gösterime girdi?
Necmi Demir: Mesudiye’nin yetiştirdiği değerli eğitimcilerimizden olan Hayati Erdönmez hoca anılarını yayınladığı Yaşadığım Gibi adlı eserinin Mesudiye anılarına ilişkin bölümünde “İlçenin tek eğlencesi Terzi Kazımın Halkevinde gösterdiği filmler” diyor. Avni Beyin verdiği bilgiyi teyit ediyor.İlçemizin yetiştirdiği değerli hukukçulardan olan Ümit Yaşar Ekşioğlu, sınıf arkadaşı Mehmet Ali Önürmenin babası “Koyu Demokrat Partili” dediği Zülal Önürme’ne ait Belediye binasının karşısında film oynatıldığı ve oraya gittiklerini ifade ettiler. Şu an yeni Belediye Binasının karşısındaki kahvehane olan yeri kastediyor. Yer kalmadığı için en öndeki sandalyelere oturarak “Yosmanın Kızı Ayşe” filmini seyretmişler. Nevin Aylar oynuyormuş.
Kimlerden Mesudiye’deki sinema hakkında bilgiler topladınız?
Necmi Demir: Yukarı Sarıcalı Yusuf Yurtcu da bu konuda değerli bilgiler verdi. Babası “Cipçi Yunis” lakaplı Yunus Yurtçu ile Çaltepeli (Herüse) Zihni Coşkun tarafından da 1961 veya 1962 yılında da sinema makinesi getirilmiş. Şöyle anlattı: “Önce bina olmadığı için bizim evin salonunda oynattık. Perdenin yarısı duvara yarısı da ambara geliyordu. Sonradan dedemin dükkanı olan yeri düzenleyerek burada oynatmaya başladık. Adı da “Ümit Sineması”. Umut ve Ümit taşıyordu Mesudiye sonuçta. Bu dükkanda yıkılan Belediye binasının en sol tarafı idi. Sonradan bizim kuşak burayı Bekçibaşının Kahvesi olarak hatırlar.
Geçmiş yıllara ait sinema hakkında bilgiler çok önemli olmalı.
Necmi Demir: Kesinlikle. O yıllara ait hatıralarını aktaran Ayşe Belkıs Ekşioğlu ise şu bilgileri verdi: “Necmi bey öncelikle çok, teşekkür ederim. İnanın o günlere gittim ve yeniden yaşadım. Yosmanın kızını, Zülal amcanın orada seyretmiştim. Çok küçüktüm ama filimin bir sahnesi vardı hiç unutmuyorum. Ahmet Mekin, Nevin Aypara bir gerdanlık takıyordu. Sonra Bilal ağebey, Rüstem, (Allah rahmet eylesin.) Elektrikler kesilir, Bilal ağabey santrale telefon eder Namık elektrikler kesildi çabuk ol derdi. Ortaokulda çarşamba akşamları Veysel hoca nezaretinde talebe matinesi olurdu. Pazar günleri kadınlar matinesi. Pazar günleri yatak odasının penceresinde beklerdik. Eğer film oynayacaksa plak çalarlardı. Dua ederdik ne olur plak çalsın diye. Bizim için ne büyük mutluluktur anlatamam. Geçmişe selâm olsun. Güzel insanlar Allah rahmet eylesin. Yüreğinize emeğinize, bizlere yaşattığınız güzel duygular için sonsuz Teşekkürler ve Sevgiler.”
Peki Mesudiye’de oynatılan ilk sinema filmi hangisidir?
Necmi Demir: Daha sonra önce Zihni Coşkun’un rahatsızlanarak bırakması sonunda Yunus Yurtçu da bunu Bilal Yılmaz’a devrederler. Bilal Yılmaz da hayli zaman Mesudiye’de sinema işletmeciliği yaptı. Hatta başka örneklerde oldu. Peki evin “Çamdusuna” yansıtılarak oynatılan ilk sinema filmi ne biliyor musunuz? “Yosmanın Kızı” Muhtemelen 1957 yılında çekilen ve reji asistanlığını Türker İnanoğlu’nun yaptığı film.
Peki, sinemayı ilk olarak Mesudiye’ye getirenler kimler?
Necmi Demir: Kazım Yüzbaşıoğlu ve Ahmet Yılmaz, Mesudiye’nin kültürel zenginliğini ve birikimini görerek ticari bir amaçla sinemayı Mesudiye’ye getiriyor. Sonra bunları başka örnekler takip ediyor. Ben çocukluk yıllarımda hem Bilal Dayımdan hem de dünya tatlısı insan rahmetli Dayım oğlu Rüstem’den torpilli olarak izlerdim. Ve her film neredeyse kapalı gişe oynardı. Belki tarihleri yanlış hatırlayanlar olabilir ancak Mesudiye’ye ilk kez sinemanın 1954 yılında geldiğinin altını çizebiliriz.
Mesudiye sinema açısından şanslı bir ilçe diyebiliriz.
Necmi Demir: Burada esas olan bir tarih çalışması yapmak değil Mesudiye’nin ne kadar kültürel yönden zengin bir yöre olduğunu ortaya koymaktır. Düşünsenize Mesudiye’de ilk film oynatıldığı zaman daha çok vilayet sinema ile tanışmamıştı bile. 1960’lı yıllar Mesudiye nüfusunun en üst seviyesine çıktığı, okullaşmanın ve okuryazarlığın arttığı ve aynı zamanda artan nüfusa karşılık göçün de başladığı yıllar. Çok göç Verdi Mesudiye ve tabi Orduda. Sonrası malum! 28 yıldır yapılan Kurultaylarla Mesudiye kabuğunu yırtmaya çalışıyor. Yeniden “kültüre” dönmeden de kalkınma olmuyor.
Mesudiye geçmiş yıllarda her anlamda daha iyi noktadaymış. Ama şuan için Mesudiye’ye enler yapılabilir?
Necmi Demir: Kurulacak bir Mesudiye Müzesi içinde kentin bu hafızası bir araya getirilerek kent arşivi oluşturulmalıdır. Bu bilgiler unutulmasın ki genç kuşaklar kalkınmanın ancak kültürel kalkınma ile birlikte başarılabileceğini görsünler. Gerek Ordumuzda gerekse Mesudiyemizde sinema, tiyatro, folklor etkinliklerinin boşaldığı yıllarla başka yöreleri mukayese ettiğimizde kültürel açıdan çok özel bir yörenin sakinleri olduğumuz ortaya çıkar.
Son olarak Mesudiye’ye sinemanın erken yıllarda gelmesine katkıda bulunanlara neler söylemek istersiniz?
Necmi Demir: Mesudiye’nin sinema öncülerine rahmet olsun. Yaşayanlara sağlık ve esenlik dileriz.
Röportaj : Ahmet Bayrak / Ordu Hayat Gazetesi