Bir Zamanlar Fındıkta Hayriye Tüccarları Vardı

0
Hayriye tüccarları kimlerdi? Osmanlı döneminde, ayrıcalıklı Müslüman tüccarlara verilen addı. 2.Mahmut döneminde Avrupa tüccarlarına tanınan ayrıcalıklarla, Müslüman olmayan bu tacirlerin sağladıkları yüksek kazançlar, Müslüman tacirlerin kendilerine de ayrıcalık tanınmasını istemelerine yol açmıştı. Babıâli’nin de bu istekleri kabul ederek bir bölüm tüccara ayrıcalık tanıması üzerine, “Hayriye tüccarı” adı verilen yeni bir ticari sınıf ortaya çıkmıştı.
Yapılan düzenlemelere göre Hayriye tüccarı hakkını edinebilmek için berat almak gerekliydi. Berat almak için de beratta yazılan koşulların yerine getirilmesi zorunluluğu konulmuştu. Bu koşullara göre, Hayriye tüccarları namuslu, dindar, kötü üne sahip kişilerle ticaret yapmayan kişiler arasından seçilir, hile ile berat alanların beratları geri alınırdı. Berat alan Hayriye tüccarları, bu ayrıcalıktan dış işlerini gördürdükleri adamlarından ikisini de yararlandırabilirlerdi.
Fındık harmanda çuvallanıyor.
Hayriye tüccarları, Avrupa tüccarlarının aksine, yalnızca Avrupa ile değil İran ve Hindistan ile ticaret yapmışlardı. Bu tüccarların sayıları başlangıçta çok kısıtlı kalmıştı. 1810 tarihli bir belgeye göre, İstanbul’da 40, İzmir, Şam, Halep ve Kıbrıs gibi ticaret merkezlerinde 10 tane Hayriye tüccarı bulunmaktaydı. Ancak, 19. yüzyılın sonlarına doğru, Avrupa ile ilişkiler geliştikçe bu sayı da artmıştı.
ORDU İLİNDE HAYRİYE TÜCCARLARI…
Ordu ilinde ise fındıkla ilgili ticari faaliyetler yaklaşık 1880’li yıllarda başlamıştı. Bu yıllarda üretici tarafından pazara indirilen fındıklar tüccarlar tarafından alınmaktaydı. İktisadi Uyanış Dergisinde 1949 yılında yayınlanan ve 1880’ li yıllardaki Ordunun anlatıldığı mülakatta fındığın pazara indirilmesi ile ilgili şunlar anlatılmaktaydı: “ Bizim pazara fındık ancak 1300 (1882) senesinde gelmeğe başladı. O zamanlar ne bugünkü fabrikalar ne de bu geniş teşkilatlı fındık ticareti vardı. Ticaretimiz mısır, fasulye, ceviz, yumurta ve bilhassa melet havzasında yetiştirilen pirinç üzerine kurulmuştu.”

1880’li yılların başlarında Ordu’da fındık alım işiyle uğraşan iki tür tüccar vardı. Bunlardan birincisi tamamen yabancılardan oluşan Avrupa tüccarları diğeri ise çoğunluğunu Türk tüccarların oluşturduğu Hayriye tüccarlarıydı. Avrupa tüccarları buralardan aldıkları fındıkları direk yurt dışına ihraç ederlerdi. Hayriye tüccarları ise daha ziyade fındık alımına aracılık işleriyle uğraşırlardı. Daha sonraki yıllarda ise Türk tüccarlar ittifak şirketleri kurarak fındık ihracatı yapmaya başlamışlardı.
Yabancı alıcıların başında, bugün de varlığını sürdüren Pisani ve Rikertsen adlı firma gelmekteydi. Pisani firması, 1898 yılında Almanya’ya giderek yerleşen Giresun Rumlarından Homer Pisani tarafından 1905 yılında kurulmuştu. Merkezi Hamburg’da bulunan bu firma kısa zamanda dünya kuru meyve kralı unvanını almıştı. 1920’li yıllarda Pisani firması Ordu’da bir fındık kırma fabrikası da kurmuştu. Firma daha sonra Rikhertsen adlı firmayla birleşmişlerdi. Günümüzde dahi fındık fiyat politikalarının hiç fındık üretmeyen Almanya’nın bir liman şehri olan Hamburg da belirlenmesinde bu yabancı firmaların büyük rolü vardı.

ORDU’DA FINDIK TİCARETİNDE SANCILI DÖNEM…
Ordu’da fındık ticaretinin temelleri ve politikalarının oluşturulduğu bu yıllardan sonra fındık ticareti ve fiyatları konusunda sancılı bir döneme de girilmiş oluyordu. Fındık fiyatlarının belirlenmesinde ortaya konulan kıstaslar kesin değildi. Yukarıda değinildiği üzere fındık fiyatlarının belirlenmesinde en önemli etken aslında olmayan ama bir borsa işlevi gören Hamburg merkezli alıcılar ve alivreci olarak adlandırılan bağlantılarıydı. Avrupalı alıcılar, bir yıl öncesinden belirlediği fiyat üzerinden yerli alıcılarla anlaşır ve önden kaparo verirlerdi. Örneğin; kentali (100kg) 300 dolardan anlaşılırdı. Bu işleme alivre denirdi. Alivreciler için fiyatlardaki artış oranı, kar oranlarının azalmasıydı. Bu yüzden fındık fiyatlarının alivreciler dışındaki oluşumlarca yükseltilmesi durumunda yıllardır örneklerini yaşadığımız fiyat karmaşaları ortaya çıkmakta ve bu süreç genelde üreticinin, dolayısıyla Türk Fındığının aleyhine gelişmekteydi.
Diğer bir etken ürün ise yıllık bazda hasat edilen fındık miktarıydı. Fındık üretim miktarlarında yıllara göre değişen bir istikrarsızlık söz konusu oluyordu. Bazı yıllar ürün miktarı 30 yıl öncesinin rakamlarıyla aynı olabilmekte idi. 2004 yılında üretilen 67.000 ton ürün miktarı 1973 yılında üretilmiş olan 80.000 ton üründen daha azdı. Sıkça yaşanılan üretimdeki istikrarsızlık fiyatlarda da anormal değişikliklere sebep olmaktaydı.
1952 yılında fındık toplayanlar.
Savaşlar ve benzeri zorunlu sebeplerden kaynaklanan ekonomik buhranlar da fındık fiyatlarında beklenmeyen değişikliklere yol açabilmekteydi. 1913 yılında 4 kuruş olan fındık fiyatları, 1914 yılında birinci dünya savaşı dolayısıyla 1 kuruşa kadar düşmüştü. 1929 yılında bütün dünyayı doğrudan etkileyen ekonomik buhranın en büyük zararı çiftçi sınıfına olmuştu. Bu olumsuz durum fındık fiyatlarında bir süre sonra tam tersine bir tesir yapmış, fiyatlar buhranın ilk iki yılında artış eğilimi göstermişti. Fındık fiyatlarında görülen artış eğiliminde 1929 yılındaki rekoltenin düşük oluşunun yanında fındık lehinde devlet desteği ile yapılan propaganda etkili olmuştu. 1928’e kadar ortalama 20 kuruş civarında seyreden fındığın kilosu 1929 yılında bir ara 42 kuruşa kadar yükselmişti.
1931 yılında ise, fındığın iç ve dış pazarlarda daha iyi değerlendirebilmek amacıyla İş Bankası tarafından Doğu Karadeniz’de “İş Limited” diye bir şirket kurulmuştu. 1939 yılında ise gene aynı amaçla Fiskobirlik Kooperatifi kurulmuş, İş Limited ise daha sonra fesih edilmişti…
Ama fındık politikasında yıllar geçse de değişmeyen bir gerçek vardı… O da eskiden olduğu gibi Hayriye tüccarlarının günümüzde de torunları olduğu… Üreticiden fındığı ucuza satın alıp, ihracatçıya pahalıya satanlar, sağlıklı bir ekonomik yapının güvenilir sinyallerini berhava ediyorlar… Olması gereken fındık fiyatının ortaya çıkmasını engellemek için toplam rekolte miktarı yukarı çekiliyor, gerçekler çarpıtılıyor. Fındık rekoltesi hakkında dillendirilen söylentiler sonucunda üreticilerde panik havası oluşturuluyor… Aynen her yıl olduğu gibi oyunlar oynanmaya devam ediliyor… Fındıkçılara bereketli ürünler, hayırlı ve bol kazançlar diliyorum. Herkese kolay gelsin…
KAYNAK: Adnan Yıldız, Fındık ve Ordu, “http://adnanyildiz.blogcu.com”
Paylaş
Önceki İçerikFındık Üreticisi Fiyat Bekliyor
Sonraki İçerikFındıkta Devrim Yapan Bir Aile “Kahraman Sağra ve Çocukları”
Naim Güney
1958 yılında doğumlu, Hüseyin Naim Güney, ilkokul, ortaokul ve Liseyi Ordu'da bitirdi. KTÜ Ordu Meslek Yüksek Okulundan İnşaat bölümünden mezun oldu. 1979 yılından itibaren bir süre yurt dışında özel sektörde çalıştı. 1980 yılından beri Devlet Su İşlerin 75.Şube Müdürlüğünde çeşitli birimlerde görev yaptı. Evli ve iki çocuk babası olan “H. Naim Güney” hâlihazırda; Ordu hakkında yerel tarih araştırmaları yapmaya devam etmektedir. Çeşitli Dergi, Gazete ve Sosyal Medyada yaptığı yerel araştırmalar seri olarak yayınlanmaktadır. “Eski Vergiler” ve “Ordu’da Meydana Gelen Doğal Afetler” adında iki adet kitabı bulunmaktadır.